Reçetesiz Yaşam
Genel

Covid-19 Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar ve Korona Virüs Efsaneleri

Bu yazımızda Korona Virüs ile ilgili efsaneleri ele alıyoruz. Özellikle son günlerde artan bilgi kirliliği nedeniyle ortalıkta çokça yalan yanlış iddialar dönmekte. Bunlara karşılık olarak eldeki mevcut veriler ışığında Covid-19 ile ilgili yanlış bilgileri kaynaklarıyla beraber düzeltmeye çalışacağız.

Öncelikle Korona Virüs tedavisiyle ilgili ortalıkta gezen efsanelere bir göz atalım.

” antibiyotik kullanmak virüse iyi geliyor…”
En basit yanlış bilgiyle başlıyoruz. Antibiyotikler virüslere karşı değil; bakterilere karşı etkili ilaçlardır. Ayrıca belirtmekte fayda var. Covid-19 ‘a karşı Mayıs 2020 itibariyle henüz bir ilaç bulunamamıştır. *

“steroid kullanmak covid-19’a karşı etkiliymiş…”
Steroidler kas kütlesinin artırımı için özellikle vücut geliştirme alanında kullanılan bileşenlerdir. Virüse karşı herhangi bir etkisi yok. *

“tüm vücuduma alkol, çamaşır suyu falan sıkarım, virüs falan bana yaklaşamaz…”
Korona virüse karşı korumamakla beraber; cildinize ciddi zararlar verebilirsiniz. Hatırlatmakta fayda var bunları içmek de bir işe yaramıyor. *

“ibuprofen etken maddesi içeren ilaçlar hastalığı daha kötü hale getiriyormuş…”
Kanıtlanmış böyle bir bilgi yok. Bu nedenle evdeki ilaçlarınızın formülasyonuna endişeyle göz atmanıza gerek yok. Bu konuda Türk Eczacılar Birliği’de gerekli açıklamayı yapmıştır. *

Covid-19 ile ilgili başlıca tedavi efsanelerine göz attıktan sonra şimdi de korona virüsü önleme yöntemleri ile ilgili efsanelere bir bakalım.

“şöyle sıcak bir duş almak iyi geliyormuş…”
Sıcak duş almak virüslere karşı etkili bir yöntem değildir. Ayrıca vücut sıcaklığınızı da değiştirmez. *

“şekerim valla ben hep antibakteriyel sabun kullanıyorum evde, bişey olmaz…”
Yine benzer bir durumla karşı karşıyayız. Elleri sabunla yıkamak son derece koruyucu bir önlem. Ancak antibakteriyel olup olmaması artı bir değer katmaz. Sonuçta konumuz virüs değil mi? Bakteri değil. Bu konuda bazı el dezenfektanı ürettiğini iddia eden firmalar dahi, müşteriye algı kirliliği yapmak için el temizleme jeli adıyla antibakteriyel sıvılar satıyor. Kelime oyunlarına gelmeyelim. Her anti ile başlayan ürüne kanmayalım. *

“zatürre aşısı olsak?”
Covid-19’a karşı etkili olmaz. Her virüs kendi aşısıyla tedavi edilebilir. Covid-19 için aşı çalışmaları hala devam etmekte. *

“peki ya grip aşısı olsak?”
Grip için grip aşısı olunabilir. Korona virüs içinse hayır. Bir işe yaramaz. *

“sabah akşam bir diş sarımsak yutmak korona virüse iyi gelir…”
Sarımsak bazı antimikrobiyal özelliklere sahiptir. Fakat korona virüse karşı etkinliğini gösterecek herhangi bir bilimsel kanıt yoktur. *

“her 15 dakikada bir su yudumlamak virüsün boğaza tutunmasını önlüyormuş…”
Hasta olduğunuzda vücudu susuz bırakmamak veya sık sık su içmek kendinizi iyi hissetmenize fayda sağlar. Fakat hastalığa yakalanmanızı önleyen bir metod değildir. *

“tuzlu suyla burnunu temizle çok iyi geliyormuş…”
Tuzlu su ile burun içini temizlemenin genel soğuk algınlığı tedavisini destekleyici bir yöntem olduğuyla ilgili bir kaç kanıt mevcut. Ama korona virüse karşı iyi geldiğiyle ilgili hiç kanıt yok. *

ekinezya koronaya iyi gelir mi? “
Henüz bu konuyla ilgili bilimsel bir kanıt yok. *

“yeşil çay içmek korona virüse iyi geliyormuş…”
Tıpkı ekinezyada olduğu gibi bu konuda da kanıtlanmış bir faydası bulunmuyor.
*

“C vitamini iyi geliyor diyorlar ?”
C vitamininin korona virüse yakalanma riskinizi düşürdüğüne yönelik bir kanıt bulunmuyor. *

“Peki çinko?”
Çinko alımının koronaya karşı etkinliğine dair hiç bir kanıt yok. *

“Kolloidal gümüş suyu? Mürver suyu? Esansiyel Yağlar?”
Cevaplar: hayır,hayır ve hayır. *

“Eldiven kullanmak virüse yakalanmayı önlüyor…”
Muhtemelen etkili bir yöntem değil eldiven kullanmak. Çünkü eldivenler de kontamine olabilir. Ayrıca piyasadaki çoğu eldiven minik deliklere sahip yapıda. Virüsler de miniktir. *

“covid-19 aşısı bulunmak üzere…”
Global düzeyde aşı çalışmaları sürüyor. Fakat uzmanların görüşüne göre aşının bulunması aylar sürecek. *

“el dezenfektanları kullanmak yeterli, çünkü patojenleri öldürüyor…”
Evet dezenfektanlar virüs gibi patojenleri öldürebilir. Fakat dezenfektanların etkili olabilmesi için en az %60’ın üzerinde alkol içermesi gerekir. Piyasada satılan dezenfektanlara dikkat edin. Kaç tanesi açıkça ihtiva ettiği alkol oranını belirtiyor? *

“virüsün bulaşması için en az 10 dakika gerekiyormuş…”
Son elde edilen verilere göre virüs çok çok daha kısa sürelerde kişiden kişiye veya yüzeylerden kişiye bulaşabiliyor. Bulaşmak için 10 dakika gibi bir süreye ihtiyaç duymuyor. *

Virüsün yayılmasıyla ilgili de çok ciddi efsaneler konuşulmakta. Bazıları size komik gelse de bunlara inanan ciddi bir kitle bulunuyor.

“Çin’den gelen mallar tehlikeliymiş… Üzerinde made in China yazan ürünler almamalıyız…”
Bilindiği kadarıyla virüs, cansız yüzeyler üzerinde bir kaç gün süreyle yaşayabiliyor. Bu açıdan uzaklardan gelen siparişler daha güvenli olabilir. *

“el kurutma makineleri korona virüsü öldürüyormuş…”
El kurutma makinelerinin virüsleri öldürme gibi bir etkisi yoktur. Aksine ortamdaki hava toplayıp basınçla püskürtmesinden ötürü güvenliği de tartışmaya açıktır. *

“sivrisinek ısırığıyla korona virüs bulaşabiliyormuş…”
Bu konuda kanıtlanmış bir araştırma veya vaka bulunmuyor. *

“sıcak havaların gelmesiyle virüsler ölecek…”
Henüz net bir bilgi değil. Korona virüs vakaları halihazırda sıcaklıkların yüksek olduğu ülkelerde de görüldü ve can aldı. *

“evcil hayvanlardan da korona virüs bulaşıyormuş…”
Henüz kanıtlanmamış ve de görülmemiş bir vaka örneği. Şu an için evcil hayvanlardan insanlara geçmediği düşünülüyor. *

“Afrika kıtasında yaşayanlara korona virüs bulaşmıyor…”
Korona virüse karşı herhangi bir genetik direnç keşfedilebilmiş değil. Şu an için temasa girdiği her bireye bulaşabildiği biliniyor. Bu konuda dünya basınında Çinli doktorlar Afrikalıların genetik direncini kanıtladı gibi spekülatif haberler de yayınlandı. Virüsle ilgili yanlış haberler virüsten daha hızlı yayılıyor. *

“korona virüs paradan bulaşabiliyor…”
Gerçekleşmesi en muhtemel söylenti bu olabilir. Çünkü virüs yüzeylerde bir kaç gün süreyle yaşayabiliyor. *

“klorokin hapları korona virüsün yayılmasını önlüyor…”
Klorokin, güncel olarak sıtma, artrit ve lupus tedavisinde kullanılıyor. Bazı araştırmalar bu ilacın virüs yayılımına iyi geldiğini söylese de henüz kanıtlanmış değil. Büyük testler yeni yeni başlıyor. *

“5G covid-19’un yayılmasına sebep oluyor…”
Tamamen asılsız bir iddia. 5G’nin virüsün yayılmasına etkisi olduğu veya bağışıklık sistemini zayıflattığına dair bir kanıt yoktur. *

Son zamanlarda korona virüs kitlerini kıskandıracak nitelikte teşhis yöntemleri de çıktı. İnanılmaz metotlarla virüsün bulaşıp bulaşmadığını test edebileceğinizi iddia ediyor bazıları.

“Şöyle derin bir nefes al ve 10 saniye tut. Eğer tutamıyorsan covid-19 kapmışsın demektir. Geçmiş olsun…”
Başarısız bir trol denemesi gibi görünen bir iddiayı bir çoğunuz merak edip denemiş bile olabilirsiniz. Korona virüsü test etmek için böyle bir yöntem yok. *

“termal kameralar korona virüsü tespit edebilir…”
Termal tarayıcılar ateşinizi tespit edebilir. Enfekte olanların yüksek ateş belirtisi göstermesi için gereken 2-10 günlük süre öncesindeki ateşinizi de tespit edemez. Dolayısıyla dolaylı olarak hastalığı tespit edebilir. Doğrudan bir metot değildir. *

“korona virüsten iyileşen birisi tekrar hastalık kapabilir…”
Bu konu henüz bilinmiyor. Ancak yeniden enfekte olmak hiç alışılagelmiş bir durum değil. *

Korona virüs ile ilgili efsanelerden bazıları da ölüm oranı gibi oranlar üzerine. Bazı rakamlar hayli şişirilerek iç karartan bir tablo sunuluyor. Tabiki de tedbiri elden bırakmamalıyız. Sosyal mesafe ve zorunlu olmadıkça evden çıkmamak gibi tedbirlere uymalıyız. Ancak covid-19 ile ilgili her rakam doğru mu? Şimdi bunlara bir göz atalım.

“korona virüs diğer herhangi bir patojene göre daha fazla ölümcül…”
Şu ana kadar elde edilen veriler ışığında korona virüsün ölüm oranı %3-4 bandında. Bir karşılaştırma olması açısından SARS için ölüm oranı %10, MERS içinse %34’tür. *

“korona virüs mevsimsel gribe nazaran daha az öldürüyor…abartmaya gerek yok…”
Virüs salgınının bu aşamasında kesin bir şey söylemek doğru değildir. Fakat istatistiksel çalışmalar gösteriyor ki korona virüs, mevsimsel gripteki ölüm oranını geçecek gibi. *

“korona virüs kapmak ölüm cezası gibi bir şey…hastaneye düşersen ölürsün…”
Şu ana kadar olan vakalar incelendiğinde, hastaların %80’i hafif semptomlar göstermekte. Korona virüs kaynaklı ölüm oranı %3-4 civarında. Ölen hastaların büyük çoğunluğunda kalp ve solunum sistemini zayıflatan hastalıkları mevcut. Hastalar arasında genç yaşta sayılabilecek olanlar olsa da büyük çoğunluğu ileri yaşlardaki hastalardan oluşuyor. *

Korona virüs ile ilgili efsanelerden bahsetmişken salgının başlangıcıyla ilgili de efsanelere değinmezsek olmaz.

“korona virüs laboratuvarda üretildi ve kasıtlı olarak yayıldı…”
Virüsün genom dizilimi incelendiğinde yarasa veya pangolin kaynaklı olduğu tespit edilmiş durumda. Yani bilimsel olarak en muhtemel şüpheliler bu iki hayvan türü. *

“şu dönemde her öksürük & ateş yükselmesi korona demektir…”
Meraklanmayın. Salgın devam ederken hala eski günlerdeki gibi grip olabilirsiniz. Her öksürükte veya ateşiniz yükseldiğinde heyecanlanmanıza gerek yok. *

Toparlayacak olursak eğer korona virüsle ilgili her bilgiye kulak asmamak gerekiyor. Kimi dedikodulara insanın inanası geliyor bazen. Bazen de dedikodu olarak başlayan bir olay gerçek olur. Fakat şu an salgının henüz başlarındayız. Erkenden yorum yapmak çok mantıklı değil. Bu konuda uzman ve bilirkişilerin görüşlerine dikkat kesilmeli; laf arasında duyduğumuz her bilgiye inanmamalıyız.

Korona virüs salgınının toplumlar üzerinde sosyolojik ve psikolojik birtakım etkilerinin olacağı kesin gözüyle bakılan bir husus. Örneğin önceden maskeyle gezen birini gördüğümüzde ya hasta olduğunu ya da çok hassas biri olduğunu düşünürdük. Pekin gibi kalabalık kentlerde gezen insanların maskeli görüntülerini tvlerde görünce anlayamazdık. Farklı bakardık. Fakat şimdi maskesiz gezen bir kişi gördüğümüzde tepki gösterecek kadar içselleştirmiş durumdayız. Farkında olmadan insan ilişkileri de değişmeye başladı. Salgın süresine bağlı olarak belki de ilerleyen yıllarda eskisi gibi yeni nesil kahve dükkanlarında veya kapalı ortamlarda buluşmayacağız. Daha çok açık hava veya görüntülü konuşmalarda buluşacağız sevdiklerimizle.

Salgın sürecinin tamamını giriş, gelişme ve sonuç olarak sınıflandıracak olursak eğer, şu anda ya giriş ya da gelişme safhasındayız. Dolayısıyla net bilgilere sahip olmak zor olabiliyor. Belki de bu salgın sonlandığında yukarıda efsane dediklerimiz gerçek; gerçek bildiklerimiz de efsane olacak. Her şeyi yine zaman gösterecek.

Yazımızın dezenfektanlarla ilgili kısmında bahsettiğimiz önemli bir husus vardı. Bu da dezenfektanların minimum %60 oranında alkol (etanol) ihtiva etmesi gerekliliğiydi.Bu oran Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenmiştir. Bunun yanında kullandığımız dezenfektanların el ve cildimize zarar vermemesi için dermatolojik olarak test edilmiş olması son derece önemli bir husustur. Ayrıca Muayene ve Analiz raporuna sahip olan dezenfektanlar her zaman için paranızın boşa gitmediğini gösteren önemli detaylardır. Tüm bu ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek ve sizin virüslere karşı korunmanıza katkı sağlayabilecek bir ürün linki bırakmak istiyorum. Okuyucularımızın beğeneceğini düşünüyorum. Sağlıkla kalın.
Creamol El ve Cilt Dezenfektanı