Otizm Spektrum Bozuklukları ve Asperger Sendromu genellikle ilk belirtilerini 2-3 yaşlar arasında gösterir. Bu farklılıklara sahip olan çocuklarımızı anlayabilmek için iyi birer gözlemci olmak son derece önemlidir.

Dünya çapında otizm belirtileri gösteren kişi sayısını tam olarak tespit etmek hayli zordur. Yıllar boyunca otizm spektrum bozukluğu oranı çokça tartışılan bir konu oldu.
1970 ve 1980 yılları arasında ABD’de yapılan araştırmalarda her 2000 çocuktan birinde otizm olduğu rapor edilmişti. 2011 ile 2013 yılları arasında CDC (Centers for Disease Control and Prevention) tarafından yayınlanan rapora göre ise bu oran her 80 çocuktan birinde otizm olduğuna işaret ediyordu. Dolayısıyla her ne kadar farkında olmasak bile bu farklılığa sahip olan insan sayısı düşündüğümüzden fazla sayıda. Bu açıdan bakıldığında otizme sahip olanların toplumla iletişiminin güçlendirilmesi ve toplumun da aynı oranda bilinçlenmesi çok önemlidir.
Otizm konusunda görevin büyük çoğunluğu toplum olarak bizlere düşmektedir. Otizmin bir hastalık değil farklılık olduğu hususu her mecrada duyurulmalı ve toplumun bu konuda bilinçlenmesi önem arz etmektedir.

OTİZM NEDİR?
Otizm, karmaşık yapıda olan beyin fonksiyonlarında görülen bozuklukları tanımlamak için kullanılan çok genel bir terimdir. Eskiden Yaygın Gelişimsel Bozukluklar olarak adlandırılan otizm, günümüzde Otizm Spektrum Bozuklukları olarak adlandırılmaktadır. Otizm genellikle sosyal etkileşimde zorluk çekme, tekrar eden davranışlar ve iletişim kurmada zorluk çekmek gibi karakteristik özelliklerle bilinir.
Otizmin bilinen kesin bir sebebi yoktur. Fakat toksik maddelere maruz kalmak, hamilelik sırasında alınan ilaçlar, enfeksiyonlar, iltihaplanma, geçirgen bağırsak sendromu, doğuştan gelen metabolizma bozuklukları, gıda alerjileri, besin eksiklikleri ve diğer birçok faktörün bir kombinasyonu olduğun düşünülmektedir.
Otizmin belirtileri genellikle 2-3 yaşlar arasında görülür. Bu belirtiler:
- Tekrarlanan ritüellere ihtiyaç duymak
- Tekrarlayan davranışlar
- Yinelenen motor aktiviteleri
- Nöbetlerdir.
Motor aktivitelerinin tekrarı genellikle otizmin görülebilen semptomlarıdır. Bunlardan bazıları:
- Kafa sallama
- El çırpmak
- Dönmek
- Vücut sallamak
- Hafifçe vurma hareketi yapmak
- Diş gıcırdatmak
- Sürekli homurdanmak veya sızlanmak
- Bağırmak
Bu belirtilerin çoğu Asperger sendromunda da görülebilmektedir. Hatta bazı vakalarda Otizm ve Asperger Sendromu bir arada görülebilmektedir (Ör. Tourette Sendromu).
ASPERGER SENDROMU NEDİR?
Asperger sendromu ilk olarak 1944 yılında Avusturyalı doktor Hans Asperger tarafından keşfedilmiştir. Asperger sendromu çoğu zaman bir sosyal bozukluk olarak tanımlanır. *

Bu sebeple asperger sendromu belirtileri genelde sosyal becerilerdeki
bozukluklar olarak ortaya çıkmaktadır. Bu belirtiler şunlardır:
- Başkalarıyla etkileşimde bulunma ve konuşmayı sürdürmede zorluk
- Tekrarlayan ve farklılık gösteren davranışlar sergileme ( parmak bükme, el sıkma vb.)
- Olağandışı ritüeller veya meşguliyetler (kıyafetleri sürekli olarak belirli sırada giymek gibi)
- Göz temasından kaçınma, kendini ifade edememe, vücut dili kullanamamak gibi iletişim problemleri
- Sınırlı konulara ilgi duymak
- Koordinasyon zorlukları çekmek
- Bir alanda çok yetenekli olmak (müzik, matematik vb.)

Asperger sendromunun kesin bir tedavisi olmamakla beraber sendromu iyi yönde ilerletebilecek yöntemler mevcuttur. Çeşitli terapiler sayesinde davranış ve iletişim bozuklukları azaltılabilir. Bu yöntemlere göz atacak olursak:
- Özel eğitim
- Davranış modifikasyonu – olumlu davranışları destekleyerek problemli davranışların azalmasını sağlamak
- Mesleki, fiziksel ve konuşma terapisi
- Sosyal beceri terapisi
Tıpkı otizmde olduğu gibi asperger sendromunun da bilinen kesin bir nedeni yoktur. Bir dereceye kadar kalıtımsal olduğu düşünülse de, yine otizm gibi çeşitli faktörler nedeniyle ortaya çıkabildiği düşünülmektedir.*
Görüldüğü gibi otizm ve asperger sendromu karıştırmaya son derece müsait sendromlar. İki sendrom arasındaki en büyük fark algılanma şeklidir. Asperger sendromuna sahip birini tespit etmek bazen çok zor olabilir. Çünkü çoğunlukla normal dil ve zeka gelişimine sahiptirler. Otizmde ise özellikle sözlü iletişimde daha büyük problemler görülmektedir.
Bununla birlikte her iki sendroma da sahip çocuklarda göz ile temas kurmaktan kaçınma, duygularını ifade etmekte zorluk çekme, başkalarının vücut dilini anlamakta güçlük çekme gibi problemler görülebilmektedir. Her ikisi de obsesif davranışlar sergilerler. Bu bakımdan bazı durumlarda iki sendromu birbirinden ayırt edebilmek çok güç olabilmektedir.
Her problemde olduğu gibi bu sendromların da erken yaşlarda tespit edilmesi son derece önemli hususlardır. Bu konuda ebeveynlerin iyi birer gözlemci olabilmeleri önemlidir. Çocuğunuzun otizmi olup olmadığını ne kadar erken tespit ederseniz, zihinsel gelişimlerini geliştirmek ve sosyal becerilerini artırmak için en iyi yolları bulmaya o kadar çabuk başlayabilirsiniz.
Son olarak tekrar hatırlatmakta fayda var. Otizm hastalık değil; farklılıktır.
